Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
alıngan
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çabuk gücenen, kırılan

Örnek:

1. Alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur.

1. Alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur.


alınganlaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alınganlaşabilmek işi


alınganlaşabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alınganlaşma eğiliminde olmak veya alınganlaşma ihtimali bulunmak


alınganlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alınganlaşmak durumu


alınganlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Daha alıngan bir duruma gelmek


alınganlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıngan olma durumu

Örnek:

1. Daveti kabul edilmemiş bir devlet reisinin alınganlığı seziliyordu.

1. Daveti kabul edilmemiş bir devlet reisinin alınganlığı seziliyordu.


alınış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alınma işi


alınlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Alnı olan

Örnek:

1. Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.

1. Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.


alınlık
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası

2. Yapılarda cephe süsü


alınma

İlgili Kelimeler:

açığa alınma

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alınmak işi

Örnek:

1. Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.

1. Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.


alınmak fiil

İlgili Kelimeler:

açığa alınmak

Anlamı:

1. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Alma işi yapılmak

Örnek:

1. Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş.

1. Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş.

2. Elde edilmek

Örnek:

1. Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak.

1. Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak.

3. -den , -den , -den , -den , Uyarlanmak

4. -e , -e , -den , -den , mecaz , mecaz , -e , -e , -den , -den , mecaz , mecaz , Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak

Örnek:

1. Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü.

1. Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü.


alıntı
Anlamı:

1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas

2. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Başka bir dilden alınmış kelime


alıntılama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıntılamak işi


alıntılamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -den , -den , edebiyat , edebiyat , -i , -i , -den , -den , edebiyat , edebiyat , Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek

Örnek:

1. Oyundan alıntıladığı bir iki sahne, belleğimizin bize musallat ettiği iz düşümlerden oluşmadır.

1. Oyundan alıntıladığı bir iki sahne, belleğimizin bize musallat ettiği iz düşümlerden oluşmadır.


alıntılanabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıntılanabilmek işi


alıntılanabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alıntılanma ihtimali veya imkânı bulunmak


alıntılanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıntılanma işi


alıntılanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıntılanmak işi


alıntılanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alıntılama işine konu olmak


alıntılayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Alıntılayabilmek işi


alıntılayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Alıntılama ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Alıntılama becerisi bulunmak


alıp başını gitmek
Anlamı:

1. başını alıp gitmek


alıp götürmek
Anlamı:

1. yakalayıp götürmek, derdest etmek

Örnek:

1. Beni de yakalayabilir, alıp götürebilirdi.

1. Beni de yakalayabilir, alıp götürebilirdi.


alıp satmaz görünmek
Anlamı:

1. ilgisiz görünmek veya davranmak


alıp sattığı olmamak
Anlamı:

1. hiç ilgisi bulunmamak

Örnek:

1. Lisan kursunu filan pek alıp sattığı yokmuş.

1. Lisan kursunu filan pek alıp sattığı yokmuş.